Lavinia

Aralık 25, 2006

lavinyaflordelys.jpg

Sana gitme demeyeceğim
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar,
Yanımda kal.

Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalan istiyorsan yalanlar söyleyeyim.
İncinirsin.

Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.

                                             Özdemir Asaf  (1957)

 

Yok Artık!

Aralık 24, 2006

Çocuk mocuk ama nasıl çaldıkları belli değil. Youtube ömrümüzü yemeye devam ediyor. Nasıl mı? Geçende o blog senin bu blog benim fellik fellik dolaşırkene dm‘nin blogunda bir videoyla karşılaştım. Şey kadar çoluklar  SepulturaRefuse Resist çalıyorlardı. Başka icraatları var mı deyü bakınırken farkettim ki çocuğun biri bir elektro çalıyor, bir bas çalıyor, diğeri hayvan gibi elektro çalarken birazdan davulu konuşturuyor. Biraz daha bakındığımda farkettim ki (bu da elemanın profiline bakmamla gerçekleşti) bu elemanlar Arjantinden. Böyle hayretlere gark olmaktan kendimi alamadım efenim. Hatta dedim ki ulan ben bu kadar gark olduysam, millet de olsun. Ahanda buyrun bakın ne diyeyim:

pikachuelek.JPG

 Iron Maiden The Trooper

Pikachu tişörtlü eleman bas gitarda.

 

davul.JPG

Sepultura Refuse Resist

The Trooper videosunda elektro çalan eleman bu sefer bateri başında. Pikachu tişörtlü veled-ül levazımat ise elektroda bu sefer.

 

İnsan mısınız laahn siz?

iskele.jpg

     Ne haldeydi kim bile Fuzuli bu sözü söylerken… Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil. Ahh bu halet-i ruhiye, bu halet-i ruhiye. Ne yapacağını bilemez insan. Söylemek ister, söyleyeceklerinin, cümlelerin sihrine kapılır gider. Kendi saf sevgisi gibi inanır o kelimelerin saflığına. Lakin söyleyeceklerinin tesiri olmayacağını anladı mı biter insan. Tüm o inanç, tüm büyü yok olur gider bir anda. Öyle yayılıp kalır bok gibi bir köşede. Sussa, susmak içinde fırtınalar kopartır. Bilse de söyleyeceklerinin hiç bir şeyi değiştirmeyeceğini, anlatmak ister tüm tahayyüllerini, tüm heyecanını. Gönül razı değildir susmaya, bir çocuk gibi banane deyip durur. Lakin mantık ağır basar, susar. İkilemlerin en tumturaklısında kalır, sövgülerin en ağırı müstehaktır onca. Avutur kendini, sevipte kavuşamayınca aşk olur diye kandırır. Sonrasında da kahkahanın en büyüğünü kendine atar. Sallar bir an her şeyi, benden önemli mi der bırakıp gidesi gelir. Bu terennümler de uzun sürmez. Tekrar döner melankoliye, söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil. Hayat çekilmez bir yer olmuştur çoktan, yeni yeni farketmektedir.

Erkan Oğur Kopuz Resitali

Aralık 17, 2006

Amacım burayı böyle görüntülerle doldurmak değil ama üstad böyle güzel dillendirince kopuzu, gönül tutamıyor kendini.

Neden Geldim İstanbula

Aralık 17, 2006

Bu kısıtlı zamanda üstadı yazmak istemiyorum. Yazmayacağım da… Şimdilik şahsının ve yine Erkan Oğur’un gölgesinde kalsa da en az onun kadar büyük bir sanatkar olan İsmail Hakkı Demircioğlu’nun ortak söylediği bir şarkıyı bırakıyorum size. Tadını alın gerisi gelecek…

Let It Flow – Dirge

Aralık 16, 2006

Aslında benim aklımda vardı şöyle elimden geldiğince güzel bir klip çekmek grubun şarkılarından biri için. Lakin grubun space adresinde fotoğraflarla bezeli hoş bir klip mevcutmuş. Eh madem öyle, hem siz tanıyın seyredin hem de ben klip tasarısını bir süreliğine erteleyeyim.

Let It Flow – Dirge

Lan Sarp

Aralık 16, 2006

sarp.jpg

Sarp… Hani bir ara bir eleman vardı; kel, renkli gözlü, “nikahınaa benii de çağır sevgilim” deyü bağırıp duruyordu tarz-ı rock endamında… Erol Köse sürekli albüm çıkarıyordu, bu garibim de o arada kaynadı. Albümü çıkardı, lakin bilinmez albüm için müziğini sattığından mıdır, dinleyici hazır olmadığından mı bir türlü tutmadı, söndü gitti. Üstünden yıllar geçti, biz metal dinler alem 84 dinler oldu, rock grupları kendilerini gösterebilme fırsatı buldu, dergiler çıkmaya başladı, bir dünya grup albüm çıkardı. Derken piyasanın eskileri birer birer geri döner oldu. Sing Your Song gruplarından Manga, sonra Emre Aydın, şimdi Erol Köse’nin etkisinden kurtulup albümünü yapan Sarp. Kimisi elemanı beste yapamamakla suçluyor, kimisi selamsız köyün değneksiz çobanı olduğunu söylüyor, kimisi “kavırmak” hadisesinin bokunu çıkardığını… Neyse efenim, beyefendi bu albümünün çıkış şarkısını da Tek Başına olarak seçmiş. Gayet de sıçmış baştan söyleyelim. Yok ben senin lafına güvenmiyorum, bakıcam dinlicem derseniz; buyrun indirin: Sarp – Tek Başına Bundan sonrasının yorumu size kalmış.

Sen Benim Sarhoşluğumsun

Aralık 11, 2006

ask1.jpg

 

Sen benim sarhoşluğumsun
Ne ayıldım
Ne ayılabilirim
Ne ayılmak isterim
Başım ağır
Dizlerim parçalanmış
Üstüm başım çamur içinde
Yanıp sönen ışığına düşe kalka giderim…

                                                              Nazım Hikmet

Desires Lost

Aralık 11, 2006

desires.jpg

far away from the childhood
heaven’s rain drops, between our words

clouds fall down through my heart
happines goes out from my dreams

is that you separated from us
desires lost is our own world
there is no way to go away

if i had the dreams
stuck in my memories
all my pain would have gone

Aşk

Aralık 10, 2006

ask.jpg

Sürekli tanımlamaya, anlam vermeye, anlamaya çalıştığımız olgu, aşk…