Lavinia
Aralık 25, 2006
Yok Artık!
Aralık 24, 2006
Çocuk mocuk ama nasıl çaldıkları belli değil. Youtube ömrümüzü yemeye devam ediyor. Nasıl mı? Geçende o blog senin bu blog benim fellik fellik dolaşırkene dm‘nin blogunda bir videoyla karşılaştım. Şey kadar çoluklar Sepultura – Refuse Resist çalıyorlardı. Başka icraatları var mı deyü bakınırken farkettim ki çocuğun biri bir elektro çalıyor, bir bas çalıyor, diğeri hayvan gibi elektro çalarken birazdan davulu konuşturuyor. Biraz daha bakındığımda farkettim ki (bu da elemanın profiline bakmamla gerçekleşti) bu elemanlar Arjantinden. Böyle hayretlere gark olmaktan kendimi alamadım efenim. Hatta dedim ki ulan ben bu kadar gark olduysam, millet de olsun. Ahanda buyrun bakın ne diyeyim:
Pikachu tişörtlü eleman bas gitarda.
The Trooper videosunda elektro çalan eleman bu sefer bateri başında. Pikachu tişörtlü veled-ül levazımat ise elektroda bu sefer.
İnsan mısınız laahn siz?
Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil
Aralık 20, 2006
Ne haldeydi kim bile Fuzuli bu sözü söylerken… Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil. Ahh bu halet-i ruhiye, bu halet-i ruhiye. Ne yapacağını bilemez insan. Söylemek ister, söyleyeceklerinin, cümlelerin sihrine kapılır gider. Kendi saf sevgisi gibi inanır o kelimelerin saflığına. Lakin söyleyeceklerinin tesiri olmayacağını anladı mı biter insan. Tüm o inanç, tüm büyü yok olur gider bir anda. Öyle yayılıp kalır bok gibi bir köşede. Sussa, susmak içinde fırtınalar kopartır. Bilse de söyleyeceklerinin hiç bir şeyi değiştirmeyeceğini, anlatmak ister tüm tahayyüllerini, tüm heyecanını. Gönül razı değildir susmaya, bir çocuk gibi banane deyip durur. Lakin mantık ağır basar, susar. İkilemlerin en tumturaklısında kalır, sövgülerin en ağırı müstehaktır onca. Avutur kendini, sevipte kavuşamayınca aşk olur diye kandırır. Sonrasında da kahkahanın en büyüğünü kendine atar. Sallar bir an her şeyi, benden önemli mi der bırakıp gidesi gelir. Bu terennümler de uzun sürmez. Tekrar döner melankoliye, söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil. Hayat çekilmez bir yer olmuştur çoktan, yeni yeni farketmektedir.
Erkan Oğur Kopuz Resitali
Aralık 17, 2006
Amacım burayı böyle görüntülerle doldurmak değil ama üstad böyle güzel dillendirince kopuzu, gönül tutamıyor kendini.
Neden Geldim İstanbula
Aralık 17, 2006
Bu kısıtlı zamanda üstadı yazmak istemiyorum. Yazmayacağım da… Şimdilik şahsının ve yine Erkan Oğur’un gölgesinde kalsa da en az onun kadar büyük bir sanatkar olan İsmail Hakkı Demircioğlu’nun ortak söylediği bir şarkıyı bırakıyorum size. Tadını alın gerisi gelecek…
Let It Flow – Dirge
Aralık 16, 2006
Aslında benim aklımda vardı şöyle elimden geldiğince güzel bir klip çekmek grubun şarkılarından biri için. Lakin grubun space adresinde fotoğraflarla bezeli hoş bir klip mevcutmuş. Eh madem öyle, hem siz tanıyın seyredin hem de ben klip tasarısını bir süreliğine erteleyeyim.
Let It Flow – Dirge
Lan Sarp
Aralık 16, 2006
Sarp… Hani bir ara bir eleman vardı; kel, renkli gözlü, “nikahınaa benii de çağır sevgilim” deyü bağırıp duruyordu tarz-ı rock endamında… Erol Köse sürekli albüm çıkarıyordu, bu garibim de o arada kaynadı. Albümü çıkardı, lakin bilinmez albüm için müziğini sattığından mıdır, dinleyici hazır olmadığından mı bir türlü tutmadı, söndü gitti. Üstünden yıllar geçti, biz metal dinler alem 84 dinler oldu, rock grupları kendilerini gösterebilme fırsatı buldu, dergiler çıkmaya başladı, bir dünya grup albüm çıkardı. Derken piyasanın eskileri birer birer geri döner oldu. Sing Your Song gruplarından Manga, sonra Emre Aydın, şimdi Erol Köse’nin etkisinden kurtulup albümünü yapan Sarp. Kimisi elemanı beste yapamamakla suçluyor, kimisi selamsız köyün değneksiz çobanı olduğunu söylüyor, kimisi “kavırmak” hadisesinin bokunu çıkardığını… Neyse efenim, beyefendi bu albümünün çıkış şarkısını da Tek Başına olarak seçmiş. Gayet de sıçmış baştan söyleyelim. Yok ben senin lafına güvenmiyorum, bakıcam dinlicem derseniz; buyrun indirin: Sarp – Tek Başına Bundan sonrasının yorumu size kalmış.
Sen Benim Sarhoşluğumsun
Aralık 11, 2006
Desires Lost
Aralık 11, 2006
Aşk
Aralık 10, 2006

Sürekli tanımlamaya, anlam vermeye, anlamaya çalıştığımız olgu, aşk…




