Bitti!

Mart 29, 2007

Evet ya bitti işte, değil şöyle bir bakınıyım demek, aklıma bile gelmiyor buraya bakmak. Peki neden? Biraz sıkılmıştım başlarda. Sonraları hayatın akışına daldım interneti unuttum. Şimdi de üniversite için sözlük açtık. Ona takıldım, başka hiç bir şeyle uğraşamıyorum. Neyse efendim, www.ausozluk.com adresi üzerinden yayındayız ve Ankara Üniversitesi öğrencileri dışındaki yazarlara da kapımız açık. Buyrun uğrayın bir ara, entry ikram edelim. Haa blog mu? Umarım yazmaya devam edebilirim.

Aşk ve Sigara

Mart 7, 2007

sigara.jpg

Bazen birinin bitişi birinin başlangıcıdır.

braun silkepil cemaati 4 adet sex and the city modunda hanimefendiden olusup,  cafede barda dans kursunda tuylerinden muzdarip sosyete hatunlarina ”var ya kullanman lazim muthis bisi, hic aci vermiyor” gibisinden pazarlama harikasi sozler soylerler. bunun uzerine cani pek kiymetli olan sosyete kizlarimiz sanki hayatlarinin en buyuk kararini veriyormuscasina ”yaa bilmiyorum eskisinden vazgecebilir miyim” gibisinden absurd hatta dangalak kelimesinin birebir karsiligini vermek suretiyle cevap verirler. sonra sahne degisir kamera braun silkepil kullanmaya baslamis sosyete kizimizin bacaklarina doner. evet ne kadar puruzsuzdur, braun silkepil kullandigi icin mutlu mesuttur. derken misyonunu bir kez daha basariyla ifa etmis cemaatin dort atlisi birbirlerine ”heueheuehehue, kakir kukur zauhahuah çak heyyy” gibisinden replikler savururlar ve bu deha reklamda biter. ”ah ne kadar uzulduk keske daha uzun olsaydi” duygulari icimizde buram buram dalgalanir ama yapacak bir sey yoktur, hemen reklam olan diger kanallara gecilir ve reklamin yeniden cikmasi beklenir.

insanin o yasina kadar kurmus oldugu hayallerden en buyugunun en beklemedigi zamanda gercek olusudur. aklinizdan gecer ”acaba dansa kaldirsam mi?” diye. ancak sonra ”hayir” dersiniz, ”unuttun nasil olsa.” daha sonra arkadassiniz ya bir de bakmissiniz ki tum sevimliligi ve iyi niyetiyle, o muhtesem gulusuyle ”dans edelim mi?” sorusuyla karsiniza cikmis. hayir diyemezsiniz. kalkarsiniz, ellerinizi beline koyarsiniz ve o da ellerini boynunuza gecirir. oylece ona bakarsiniz, o da size bakar. bir seyler soylemek istersiniz, kendinize olan guveninizi ona gostermek istersiniz. nitekim soylersiniz. ancak o an tum bunlarin hic bir anlami yoktur. daha sonra farkina varirsiniz. adi konmus arkadassiniz ya, icinizden gecenleri soyleyip soylememekte tereddut edersiniz. gozlerinizi kapatirsiniz. bir daha boyle bir an yasanmayacaktir. nefes alirsiniz ve cumleler butun umutlarinizla agzinizdan dokulup gider. ”yanlis anlama ama su an yaptigimiz bir zamanlar en buyuk hayalimdi.” yuzunuze bakar, gulumser, ”ayyy” seklinde sevgi ve acimayla karisik bir tepki, cok tatli bir gulusle karsilik verir ve size biraz daha sarilir. o an ”gercekten unuttum” dediginiz ask yeniden karsiniza cikiyordur, ”iste geldim, burdayim, senin pesini asla birakmayacagim.” birazdan sarki biter, ayrilmak vakti gelir. ve o buyulu dakikalar biter. gider bir koseye oturur, dusunursunuz. sonra ”hayir belli etmemeliyim” der eglenceye katilmaya calisirsiniz ama nafiledir. tekrar oturursunuz. bir sure sonra yaniniza gelir, ”beraber bir resim cektirelim” der. ”tabii ki” dersiniz. resmi cektirir, ardindan bakip, bir tane de ben istiyorum dersiniz. daha once 2 defa seni seviyoum demis olmaniza ragmen sanki hersey degisiyor, yeni bir umut doguyor gibi gelir size. 3 yil icinde 2 defa seni seviyorum demissinizdir. ardindan bu aski icinde oldurmussunuzdur. ancak kalan 2 sene icinde arkadas olur, umutlanmaniza neden olacak binlerce sey karsiniza cikar. ve sonuncusu da budur. karmakarisik, melankolik yazar olur cikarsiniz bir anda.